Bir bayramımızı daha geride bıraktık. 19 Mayıs Atatürk’ü
Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. Biz de bu güzel günü hem bayram
hem tatil havasında geçirenlerdeniz.
Arkadaşlarımızla kahvaltı etmek ve gezmek için uzun zamandır adını duyduğum ancak hiç gitmediğim ve adı son zamanlarda 3. köprü ile gündeme gelen Garipçe köyüne gitmeye karar vermiştik.
Arkadaşlarımızla kahvaltı etmek ve gezmek için uzun zamandır adını duyduğum ancak hiç gitmediğim ve adı son zamanlarda 3. köprü ile gündeme gelen Garipçe köyüne gitmeye karar vermiştik.
Sabah erkenden çıkıp yola koyulduk, Ataşehir’den Sarıyer’e
varmamız çok kolay oldu, henüz trafik yoktu ve yollar boştu. Sarıyer’den
Garipçe’ye gitmek ise yaklaşık 10-15 dakika sürdü. 10 km'lik bir yolu var. Tabelalar sizi
yönlendiriyor, ulaşım çok kolay. Otobüsle gitmek isterim derseniz Hacıosman metro istasyonu çıkışı 150 nolu otobüse binebilirsiniz.
Garipçe'ye ulaşıp arabayı -mecburen- otoparkçılara bıraktığımızda gördüğümüz ilk mekana oturduk, mekanın ismi Aydın Balık’tı. Çok
memnun kalmadım, kahvaltı çeşidi azdı, personel ilgisizdi. Kişi başı 35 TL verdik. Arka tarafına
doğru başka mekanlar da var. Ama manzara şahane tabii ki. Deniz ayaklarınızın
altında. Martı sesleri, yemek bekleyen kediler ve denize açılan tekneler. Çok
hoş bir ortam. Erken gittiğimiz için şanslıydık zira mekan ve tüm Garipçe
inanılmaz bir hızla kalabalıklaştı.
Peki Garipçe’de ne var derseniz, özetle hiçbir şey yok. Güzel
bir deniz manzarası dışında gerçekten hiçbir şey! Orman, içinden dev köprü
bacaklarının fırlamış olması nedeniyle tuhaf bir görüntü almış. Kalesi
insanların yazılar yazdığı ve çöplerini attığı bir ucubeye dönüşmüş. Tamam
şirin bir balıkçı köyü ama gerçekten küçük ve bakımsız. Ayrıca evlerin mimari hiç bir özelliği yok. Çirkin bir betonlaşma var. Keşke burada daha bilinçli ve
daha istekli insanlar yaşasaydı da bu güzel yeri daha cazip ve albenisi olan bir
yere çevirebilselerdi ya da en azından koruyabilselerdi. Belediyeye ve Garipçe sakinlerine çok iş düşüyor. Açıkçası biraz fazla şişirilmiş bir yer. Yine
de bir kere gezip görmekte fayda var. Gitmedim demezsiniz.
Bu arada Garipçe'de mayo ve bikini ile denize girmenin, köy içinde dolaşmanın, balık adam kıyafeti ile gezmenin ve restoranlarda içkinin yasak olduğunu belirtelim. Köy halkı bu kadar yasak için doğru yüzyılda mıyız bir düşünse iyi olurmuş.
Dönüşte Sarıyer Tepesi’nde bir mola verdik. Muhteşem bir
manzarası var. Görülmeye değer.
Güzel keyifli bir gündü, İstanbul'dan çıkmadan arkadaşlarımızla eğlenceli bir gün geçirdik.
Herkese mutlu haftalar!
Herkese mutlu haftalar!
0 comments